EcoVision Dergisi Azerbaycan Mülakatı

Soru 1: 2011 yılında Türkiye ve Azerbaycan arasındaki politik ilişkiler hangi özellikleriyle farklıdır ve bu kapsamda 2009 yılında ikili ilişkilerde yaşananların hafızalardan silindiğini söylemek mümkün mü?

Türkiye ile Azerbaycan ikili ilişkilerinin yıldan yıla değişken bir özelliği olması mümkün değildir. İki kardeş devletten bahsediyoruz ve bu kardeşliği diğer devletlerle ilişkiler gibi aynı yönteme dayandırmak doğru değildir. Bu bakış açısı ile 2011 ikili ilişkileri, geçmişin üzerine yeni güçlü bağların eklendiği, daha mutlak ve tartışılmaz bir birlikteliğin dünya kamuoyuna duyurulduğu bir yıl olarak tarihe geçmiştir. Bunun en önemli örneklerinden biri de kardeş Azerbaycan’ın BM güvenlik konseyine geçici üye olarak seçilmesi ve gururla ifade etmek gerekir ki Türkiye’nin bu konuda verdiği destektir. Buna karşılık Van’daki depreme ilk koşan devlet Azerbaycan’dır. Bunlar doğrudan “öz kardeşlik” i simgelemektedir.

Kardeşlerin birbirlerine davranışları nasılsa biz iki kardeş ülke öyleyiz. İki kardeş aynı amaca yürür ancak her zaman aynı yöntemi uygulamak istemeyebilir. Kimi zaman yöntem tartışması olur ancak bu durum kardeşliğin doğasını zedelemez ve bu sürekli bir sorun olarak algılanmaz. Kardeş kardeştir. Biz iki kardeş ülke olarak ortak geçmişe sahibiz ve gelecek için ortak gayeler peşinde yürümeye devam etmekteyiz. Hafızamızda birbirimize duyduğumuz güven ve şanlı geçmişimizden başka herhangi bir şeyi taşımamız söz konusu olamaz.

Soru 2: 2011 yılında Arap ülkelerinde gerçekleşmiş yüksek tempolu politik değişiklikler Türkiye’nin dış politikası önceliklerinde Kafkasları biraz geri planda tutmadı mı?

Bu konuda bakış açımızı şuna göre şekillendirelim “İnsanın neresi ağrıyorsa canı oradadır”. Arap ülkelerinde ki kardeşlerimizin yıllarca çektikleri ıstırap ve kötü yönetim şekilleri bu ağrının şiddetini en üst düzeye çıkarmıştır. Ki bilindiği üzere sancı hala dinmemiştir. Bu sürecin sadece bir ülke veya bölge olarak değil kıtalar üzerindeki etkisi dikkate alındığında ülkemizin odaklanması gereken en önemli dış politika konularından biri olduğu açıkça görülmektedir. Kafkasların geri planda kaldığı yaklaşımı kısmen doğrudur ancak ülkemiz açısından Kafkaslar ile ilgili tasarruflar başta enerji ve ulaştırma olmak üzere sözünü ettiğimiz sancılı dönemde de gündemdeki yerini korumuştur. Trans Anadolu Boru Hattı anlaşması, Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye arasında ki demiryolu projeleri bu süreçte yaşanmıştır.

Soru 3: Türkiye’nin AB’ye ne zamansa tam üyeliği Azerbaycan’da sosyal-ekonomik ve siyasal reformların kuvvetlenmesine katkı sağlayabilir mi?

Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğinin sadece Kıta Avrupa’sına katkısı olmadığı zaten açıktır. Türkiye, AB açısından Kafkaslar ve Ortadoğu bölgelerine uzanan bir köprü konumundadır. Bilindiği üzere AB’nin ENPI “European Neighbourhood Policy Instrument” olarak ifade ettiği komşuluk politika araçlarının kapsamında Azerbaycan’da bulunmaktadır. Komisyonda komşuluk politikaları ve bu politikaları destekleyecek kaynakların kullanıma yönelik çalışmalarda tam üye sıfatı ile Türkiye’nin de dâhil olması Azerbaycan açısından olumlu etkiler gösterecektir. Başta siyasi konular olmak üzere kültürel, sosyal ve ekonomik kalkınma konularında AB’nin Azerbaycan üzerindeki etkilerinin Azerbaycan lehinde güçlenmesi kaçınılmaz olacaktır.

Soru 4: Dağlık Karabağ sorununun çözümünde, Fransa gibi ülkelerde Ermeni yalanlarına ortak cevabın verilmesinde iki ülke hangi ortak faaliyetlerde bulunabilir?

Sadece Dağlık Karabağ değil tüm yönleri ile Ermeni meselesi ile ilgili olarak diyalog ortamının sağlanması iyi niyete bağlıdır. Azerbaycan ve Türkiye bu anlamda oldukça açık bir şekilde samimi niyetlerini dile getirmişlerdir. Belgelere dayanan tarih ve hukuk çalışmaları ile sorunların çözümü noktasında adım atmaya hazırız. Sorun şu ki bu mesele üzerinden siyasi rant elde etmek isteyenler bu konuda ki iyi niyetlerimizi tam aksi yöntemler ile etkisizleştirmek istemektedirler. Özellikle Fransa Cumhurbaşkanı Sn. Sarkozy’nin son gelişmelerde kendi kişisel siyasi hayatını kurtarabilme umudu ile bir takım odakların hesaplarına dâhil olduğunu üzülerek seyir ettik.

Ancak dış politikada acele karar vermek çok doğru bir uygulama değildir. Bu nedenle gerek Azerbaycan gerekse Türkiye Cumhuriyeti olarak haklı duruşumuza zarar vermeyecek şekilde değerlendirmelerimize devam etmekteyiz. Bilindiği üzere Fransa içerisinde de bu son gelişmelere büyük tepki bulunmakta ve ifade özgürlüğünü kısıtlama niyetiyle ortaya atılmış olan bu yasanın iptali için teşebbüsler devam etmektedir.

Sonuç itibari ile Fransız parlamentosunda oynanan bu oyuna dâhil olanlar ile karşı duranlar arasındaki mücadelenin neticesine göre ülkemiz ve kardeş Azerbaycan alınacak tedbir ve ortaya konacak uygulamaları değerlendirecek ve dünya kamuoyuna sunacaktır.

Soru 5: Bu yıl ve önümüzdeki birkaç yıl için Türkiye-Azerbaycan siyasi ilişkilerinin gelişi ile ilgili temel beklentileriniz nelerdir?

Başlangıçta da ifade edildiği gibi Türkiye ve Azerbaycan ilişkileri diğer dış devlet ilişkilerinden farklı değerlendirilmeli ve “Öz Kardeşlik” ilkesi üzerinden bakılmalıdır. Kısa ve uzun vadede Azerbaycan ile kardeşliğimiz her alanda güçlenerek devam edecektir. Bu yıl içerisinde kişisel beklentim özellikle enerji alanında daha somut işbirliklerinin doğacağı yönündedir. Trans Anadolu Boru Hattının inşaatına geçilerek somut adımların hızlanacağı kanaatindeyim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s